Hatay ve Mersin illerinde yaşayan ve Şam’da bulunan Rum-Ortodoks Antakya Patrikhanesine bağlı Rum asıllı Ortodoks Hıristiyanlardır. 1453’te İstanbul’un fethinden sonra Fatih Sultan Mehmed’in fermanına göre, Osmanlı topraklarında yaşayan ve özellikle tüm Anadolu Rumları gibi Rum Milletine aittirler.
Yunan terimi, Çağdaş Yunanistan’ın sakinlerini ifade eder. Rum ise Osmanlı Devleti’nin Helen asıllı, Rumca’yı konuşan veya konuşmayan tüm Hıristyan Ortodoksları ifade etmektedir. Büyük İskender’in fetihlerinin ve daha sonra Doğu’da yerleşen Helenlerin soyundan gelmektedirler. Bu Helenler, Doğu Roma İmparatorluğu’nun, yani Bizans İmparatorluğu’nun kurulmasıyla birlikte, Yunan dilini ve kültürünü ve aynı zamanda Hıristiyan inancını miras alan yerli ve hakiki Roma vatandaşları olan Romalıların ulusal ve kültürel kimliğine sahip olmuş millettir. Bu olaydan, Tirkiye’nin bu bölgesinde yaşayan ve o zamanlardan kalan tüm Ortodokslara ve Katoliklere Antakya Rumları denir. Aynı şekilde, Antakya Rum-Ortodoks Patrikhanesine bağlı, veya Antakya Rum Katolik Kilisesine bağlı, Suriye, Lübnan’da yaşayan Rum Ortodokslar gibi. Hatay’daki Ortodoks Hıristiyanların resmi adı Rum Ortodoks’tur.
Atalarının dili Yunanca olmasına rağmen zamanla Arapça ve Türkçe dillerle karıştırılarak özümsenmiştir. Dikkat edilirse Antakyalı Rumların bir sohbetinde Arapça, Türkçe ve Yunanca olmak üzere üç dilden de kelime ve deyimler kullandıklarını duymak mümkündür. Antakya Rumları Arapça konuşuyorsa, genç nesiller günlük olarak konuşmaya alıştıkları Türkçeyi özümsemişlerdir. Aynı zamanda, garip bir şekilde, yurtdışında yaşayan Antakyalı Rumlar, Arapçayı terk etmekte ve yeni nesillerin arapçayı öğrenmesini istememektedir. Her yerde, nerede olurlarsa olsunlar, Antakya Rumları, kendi bölgelerinde çocukluklarında konuşulan Arapça dilini sürdürmek istemiyorlar. Arapça, Antakya Patrikhanesi tarafından kullanılan resmi dil olduğu için Avrupa’daki kiliselerde ve Amerika Birleşik Devletleri’ndeki bazı cemaatlerde hala korunmaktadır.
1923 yılında Türkiye-Yunanistan arasındaki nüfus mübadelesine dahil edilmemelerine rağmen, Antakya, İskenderun, Samandağ, Altınözü ve Mersin Rumları ulusal miraslarını bugüne kadar yaşatarak kültürel kimliklerini korumayı başarmışlardır. Bugün, Antakya Rum Ortodokslarının sayısı, İstanbul, İzmir ve Türkiye’nin diğer bölgelerinde yaşayan soydaşlarıyla birlikte 15.000 kişi olduğu tahmin ediliyor. Fener Rum Patrikhanesi, İstanbul Rumları ve Yunan Devleti, onları Yunan kökenli Rum olarak tanımakta zorlansa da, onlardan neredeyse hiç söz edilmese de, İstanbul Rumlarının yedi katıdır. Bu da muhtemelen gelecekte Türkiye’nin tek Rum nüfusu olarak var olmaya devam edecekleri anlamına geliyor.
Türkiye’de, Suriye’de, Lübnan’da yaşayan bu Antakya Rumları kimlerdir? Yunanlıların sadece Helen Devleti sınırları içinde yaşayanlar olduğunu düşünen dar görüşlü insanların aksine, Helenizmin Yunanistan’ın modern sınırlarının çok ötesinde geliştiğini bilinmelidir. Antakya Rum Ortodoks Patrikhanesine mensup olan bu Rumlar, MÖ 312-280 yılları arasında Helen şehirlerinin kurulmasına, Selefkos Nikator’dan, Asya’nın Büyük İskender’in fethi dönemine kadar uzanan mühteşem bir Yunan mirasına sahip bir millettir. Suriye ve Lübnan Rumları, Antakya Rumlarıdır ve çoğunluğu Yunan Makedon yerleşimcilerinden ve Bizans dönemi Helenlerinden gelmektedir. Antik çağlardan beri bu bölgede yaşayan Antakya Rumları, asıl dilleri olan Yunancayı kaybetmiş, artık sadece Arapça ve Türkçe konuşuyorlar.
19. yüzyılın sonlarına doğru, Arap milliyetçiliği yükselişteydi. Suriye bağımsız bir ülke olduğunda, ilgili hükümetler ve özellikle 1963’ten bu yana ülkeyi yöneten Arap Sosyalist Baas Partisi, ülkenin bütünlüğü için milliyetçiliği ve pan-Arabizmi öncelik haline getirdi.
